Son zamanlarda kitap okumanın önünü sinema aldı, fırsat buldukça kitap okur gibi film izler oldum.
Tabii ki kitabın yerini tutmuyor ama izlediğimiz güzel filmler nedense yüreğimde kitap tadı bırakıyor. İşte bu filmde onlardan biriydi....
Acıyı acıtmadan anlatan izlediğim sanırım en iyi film.
Rene Clement'in “Jeux Interdits” (Yasak Oyunlar) filmi. 1952 yılına ait bir yapım. Minik bir kızın hikayesi. Bombardıman altında olan köprüyü geçerken annesi, babası ve köpeği ölüyor. Anne ve babasının ölümünü küçük dünyası içinde daha olağan karşılarken, köpeğinin ölümünü bir türlü kabullenmek istemiyor. Biliyorki annesi babası yok ama en azından köpeği olmalı. Oradaki başka bir kadın tarafından ölü olduğu için nehre atılan köpeğinin peşinden sürüklenirken kendinden birkaç yaş büyük Michel'le karşılaşıyor Paulette. Michel ona umut veriyor yeni bir köpek vereceği bileceği vaadiyle.
Paulette ve Michel arasındaki sıkı dostluk “ölüler ve haçlar” üzerinden devam ediyor.
Acı dolu bir hayatı hiç acıtmadan anlatmak gerçekten müthiş etkileyici, çünkü filmi izlerken bolca gülümsüyorsunuz.(en azından ben gülümsedim). İnsanın bitmek bilmeyen gündelik savaşlarının yanısıra bir topluma maledilen savaş taraftarı olup olmama konusunda seçeneksiz bırakan ikinci dünya savaşından bir çocuğun içsel dünyasına çocukça bakabilmeyi Rene Clement büyük bir beceri ile başarmış.
Savaşın bir çocuk üzerinde nasıl bir etki oluşturacağını gözle önüne seriyor. Belki de sadece insanın kirlettiği bu dünyanın korkunçluğunu ürkütmeden bir oyuna dönüştüren çocukların masumane bakış açısıyla başka bir açıdan gözler önüne seren son derece keyifli bir sinema filmi desem hiçte abartmış olmam.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder